Günümüzde İç Mimarlık ve Dekorasyon

Türkler Anadolu'ya taşınmadan önce Orta Asya'da göçebe bir yaşam sürerdi.
Türkler İslam dinine inandıktan sonra Anadolu'ya geldiler ve yerleştiler. Zaten ilk yerleşme dönemindeki evler ahşap ve kerpiç gibi dayanıksız gereçlerden yapıldığı için günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaşamadı. Günümüze ulaşabilen eski evlerin çoğu 8. yüzyılın ikinci yarısından ve 19. yüzyıldan kalmadır. Eski Türk evlerinde dekorasyon göçebelik dönemindeki çadırlarda olduğu gibi son derece basitti. Tavan ve döşeme tahta ( ahşap ) kaplamaydı. Odaya sıcak ve rahat bir hava vermek amacıyla tabana keçe, hasır, kilim ya da halı serilirdi. Bu düzenleme Türkler 'in yere bağdaş kurarak ya da bin ayaklarını altlarına alarak oturma alışkanlıklarından ve yerde namaz kılmalarından kaynaklanıyordu. Tavan çoğunlukla oymalı olurjve geometrik desenlerle bezenirdi.
Pencere ve kapılar küçük, panjurluydu veya kafesliydi. Pencere ve (kapı yükseklikleri başta olmak üzere tüm birimler insan boyutunu aşmayacak biçimde düzenlenmişti. Görece yüksekte yer alan tepe pencereleri alt pencerelere göre daha süslü ve özenli olur, bazıları renkli camlarla benzetilirdi. Dekorasyonu oluşturan temel öğeler, odayı çevreleyen sedir ve divanların yanı sıra çok sayıda yastıktı. Duvarlar boydan boya dolaplarla ve oymalı ahşap raflarla kaplıydı. Dolaplar açık ve kapalı kullanma alanları olarak işlev görürdü. İçine konan eşyanın türüı göre yüklük, çubukluk, kavukluk, testilik, lambalık, feslik gibi adlar verilirdi. Sonradan yalnızca süs öğesi olarak kullanılan bu dolaplar son derece yalın, gösterişten uzak bir sadelikteydi.
Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki evlerde ve saraylarda aynı sadelik devam ederdi. İç mimarlık ve dekorasyonun en belirgin özelliği yüzeydeki bezemelerdi. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kentlerdeki evler gösterişli ve büyüktü. Saraylar, yalılar, kasırlar ve büyük köşklerin odaları geniş ve yüksek tavanlıydı. Dekorasyonun en çok göze çarpan birimleri ahşap oymalı, sedef kakmalı sehpalar, mangallar, ipek halılar, örtüler ve yastıklardı. Kapladıkları alanın büyük olmasına karşın saraylar batıdakilerden farklıydı 17. ve 18. yüzyıllarda batı kültürünün etkisinde kalmayla beraber iç dekorasyonda Avrupa'da moda olan renkler kullanılmaya başlandı. Kasırların kepenkleri yeşil, merdiven tırabzanları leylâk rengindeydi. Oval kubbeli tavanlar ve sütunlar Barok ve Rokoko üslupların etkisini yansıtıyordu. Aynı dönem içinde duvarlardaki çini ve nakış bezemelerin yerini alçı ya da mermer yüzeyler üzerine uygulanan çiçekli, yemişli motiflerden ve manzara resimlerinden oluşan ahşap panolar aldı.
20. yüzyıldaki toplumsal ve ekonomik değişimler hızlı yapılaşma ya da "betonlaşma" sürecini başlattı. Günümüzde Anadolu'nun bazı köy ve kasabaları dışındaki yerlerde ve büyük kentlerde Türk evinin geleneksel iç mimarlık ve dekorasyon özelliklerine rastlamak güçtür.